Archive for Ocak, 2010
Cuma, Ocak 15th, 2010
Şehr-i Harabe
Yanıp sönen tanıdık metropol ışıkları gibi gülüşün,
Her gece gözümün önünde raksediyor tüm alımıyla.
Derken; irkiliyorum birdenbire;
Sanki, sigaranı sigaramla yakmışsın.
Oysa biz sıfırı tükettik,
Son buldu bilmezden gelme oyunu,
Ne biriktiriyorsak içimizde gizli gizli,
Kalacak öylece olduğu gibi.
Hani Michael ile sabaha kadar içmiştik,
Hiç anlatamadım sana,
St. Lambert Kilisesi üzerime yıkılacaktı,
Nordrhein-Westfalen sokaklarını,
Adını bağıra bağıra inlettiğim o gece;
Hiç kimse anlamadı.
Tek bir perdeye bile gücüm yetmedi.
Oysa istiyordum ki;
Yıkılsın apartmanlar,
Yıkılsın köprüler,
Yıkılsın hava limanları,
Yıkılsın tren garları;
Gidecek yerimiz olmasın,
Sadece küçük bir tekne kalsın.
Pupa yelken sevişelim seninle.
Oysa biz sıfırı tükettik,
Artık ben,
Neden yazdığımı,
Neden döndüğümü,
Neden yaşadığımı,
Biliyorum.
Yanıp sönen tanıdık metropol ışıkları gibisin,
Her gece senindir diye tuttuğum her ışık gibi,
Eriyerek karışıyorsun o ışıltının arasına.
İki yakası bir araya gelmeyecek hiçbir zaman,
O şehr-i harabenin,
Ayırıyor sevenleri, bir ediyor sevilenleri.
Ne damlamışsa içimize gizli gizli,
Olması gerektiği gibi değil; olduğu gibi.
Cuma, Ocak 8th, 2010
Kızıma
Kızım,
Şimdi ben 30′unda
Çok uzak dediğim her şey yanıbaşımda
Söyleseler inanmazdım
Bu kadar küçük elleri,
Bu kadar büyük sevebileceğimi.
Kızım,
Şimdi ben 30′unda,
Düşünüyorum da;
Sen tam 30′una erdiğinde
Terkedeceğim seni.
Çok uzak dediğimiz her şey aslında
Hiç çıkmadı aramızdan.
Anlayacağın zaman,
Geriye dönmek için çok geç,
Devam etmek için zor,
Dediğin zamandır.
Yani tam 30′undadır.
Tek kanadını kaybetmiş,
Aceleyle toprağa koşan
Bir uçak olduğunda zaman;
Söyleseler inanmazsın:
Bu kadar sevdiğin elleri,
Bu kadar çabuk terkedeceğin.