Archive for Şubat, 2008

Çarşamba, Şubat 20th, 2008

Ben de

söz susarak söylenmeli
aşk kapısı yarım ağız gıcırdayınca
bir tek sen değildin elbet
yalnızlaştığım derin ağrım
ayrılık o kapıyı her kırdığında
yalnızlaştım sana
söz susarak söylenmeli
hiç olmamışçasına
susuyorum sana
elim haram, elim büyük günah
dokunmayacak artık
uzaklardan bile olsa
toprağım sana
koynunda duracak
daha fazla veda
susarak söylenmiş
yalnızlaştıkça
yalnızlaştıkça
veda susan
gıcırdayan yarım ağzıyla
boğazını yakan
hayal etmedim hiç
böyle gitmeyi
böyle gidilmeyi
sesin kadar elveda
sesine itibarın
sonsuz nasılsa
ben de sustukça
yalnızlık sana elveda

Posted by admin | Filed in Edebiyat | Yorumlar Kapalı

 

Pazar, Şubat 17th, 2008

Umut Uzak Ayrılık Paramparça

birkaç çakıl taşı sesi nihayetinde

ıskarmoz eğriliğine uzanan

çocukluk düşlerimin

mirasyedisi derin gözlerin

yanıp sönen mumlar gibi

hele biraz daha bağırsa

yalnızlık esen rüzgar

sandalımı çekecek açıklara

ucuna bağladığım uçurtmam

balık yumurtaları mı dersin

yeni canlar mı

ayaklarımızda zamk gibi

saniyeleri dakika yapan

göğün demir göğsü

tavşan yürekli

nasıl da ele veriyor kendini

uçurtmamıza bağlı umudumuza

sen bana, ben sana

dokundukça

sütliman çakıl taşları

koşuyor peşimiz sıra

duyuramadan seslerini

umutça gülüyorum yüzüne

gözlerin sandalıma dokundukça

eskilerde eskiyor ayrılıklar

şaraba ne hacet

umut uzak, ayrılık paramparça

imrenmesem şimdi sana

ben de anlasam

ömür boyu sevilmek nasılsa

umut kalıversin uzakta

yeter ki ayrılık paramparça

içinde inci olsam

derinlerinde doğan uzakta

açılıverince ellerine paramparça

kalbin sandalıma çarpsa

umarsızca bir anda

hatırladıkça

umut uzak, ayrılık paramparça

yaklaşıyorum kıyına usulca

Posted by admin | Filed in Edebiyat | Yorumlar Kapalı

 

Pazar, Şubat 17th, 2008

Atom Çekirdeği

kalbim meraklı çocuk elinde atom çekirdeği
parıltısı delirtiyor gözlerini
parıltısı delirtiyor
parıltısı delirtiyor
kırıp paramparça etmeli
parıltının içini görmeli
patırtısı delirtiyor
patırtısı delirtiyor
patırtısı delirtiyor herkesi
kalbim meraklı çocuk ellerinde
kıpır kıpır atom çekirdeği
kırıp görsen içini
parıltısı delirtiyor beni
parıltısı delirtiyor
kalbim meraklı çocuk elinde atom çekirdeği
parıltısı gözlerin
patırtısı sözlerim

Posted by admin | Filed in Edebiyat | Yorumlar Kapalı

 

Pazar, Şubat 17th, 2008

Efkâr-ı İnkâr

çanakkale için efkâr
kalbim için inkâr vaktidir
yokluğunu inkâr ediyorum
sisli bulvarlar
sessiz ölümler gibi
kayıttan düşüyor gölgemi
çaresiz gözlerine gizlendim
bulanmasın alaca sislerine
bu bulvarların düşlerim
çanakkale için efkâr
kalbim için inkâr vaktidir
yaşadığım yerde değilim
senin şehrindeyim sevgilim
yokluğumu inkâr ediyorum
yastığına yüzüne dokunan bendim
çaresiz gözlerinden sıyrılıp geldim
sisli bulvarlar
kimsesiz sızılar gibi
gözünden döküyor bedenimi

Posted by admin | Filed in Edebiyat | Yorumlar Kapalı

 

Pazar, Şubat 17th, 2008

Kendimi Sana Terk Ettim

kendimi sana terk ettim
içimde yel gibi esiyor sesin
serinleştikçe mavileşiyor gözlerin
kendimi sana terk ettim
avarenim ayazın vurmaz beni

uykuya musallat kadınlar bilirim
elini yüzünü geceden seçemediğim
her biri zaman-ı mazinin eskicisi
tüm notaları eskimiş sesleri
çığlık çığlığa çağırdı gitmedim
kendimi sana terk ettim

avareliğin hürriyetini geri verdim
çarkı sendin çekici kendim
atölyesinde bu avare kalbin
işlettim her gece şekil verdim
hâşâ huzur-u haşmetinden
allah’ı yine es geçtim
kendimi sana terk ettim

Posted by admin | Filed in Edebiyat | Yorumlar Kapalı

 

Pazar, Şubat 17th, 2008

Gidememek Bir Kenti

aynaya siyah beyaz düşen yüzümün rengiydi

hani hesapta kime sorsan

yarın terk edeceğim koskoca kenti

marina cafeyi

hani buz beyazdı elin

üşümüyorlar demiştin

bırakmasam ellerini kimsesiz

böyle müsrifçe severken seni

hiç mi hiç bilmeseydin beni

parça parça toplamasam

tıkıştırmasam bavulun gözüne

seni, inat mavi gözlerini

tekrar tekrar öğrenmesem

açlığı, sevilmeyi, beklemeyi

fikrime üşüşen gidememek değildi

ağlayabilseydim ulan işte iki damla

gözümün yaşına bile bakmadan

daha dünden

hatta çoktan

terk ederdim

terk ederdim

terk ederdim bu kenti

Posted by admin | Filed in Edebiyat | Yorumlar Kapalı

 

Pazar, Şubat 17th, 2008

Bulut

haziranda yağmur yüklü bulutum

baktıkça yüzümü bulduğun

tüm rakamları çarpılı

takvimler bilir

gurbetlik sarhoş açlığı

bitmemiş koca haftalar karalı

saat durur tam üç buçukta

ne gece der ne de gündüz rebeka

avucumda hilesiz tavla zarları

maviler benimse senindir sarıları

gözlerin benimse senindir saçların

ne yaparız şu pullara

nasıl olur da her oyunda

beşe dört kalırız berabere

kalacağız yine

sırrını anlamaz kimse

ne efsun var ne de nazar

ne gece ne de gündüz

bilsen bulut olmam rebeka

bulutlar yağmurdan sonra

göçüp gider çöl uzağına

dönüp gelmez kolayca

belki bulutsuz firari yağmurdum

dudağına yüzümü dokundum

tüm matemleri çarpılı

vuslatlar bilir

gurbetlik çöl uzağı

yağmursuz bulutlar kararttım

Posted by admin | Filed in Edebiyat | Yorumlar Kapalı

 

Pazar, Şubat 17th, 2008

Muhtekir Hayat

ben
aşktan aşka
hüznünden başka katığı
olmadan dolanan seyyah
söylemiştim kendime
bedenim gülerken tanıyacak
ölümüm ılık ıslak olacak
tam da derken
acı katığa suya yola eyvallah
sen
yara kabuğuyla
yaralar saran
şiir olsam yaranda
tomurcuk tomurcuk kabuklansam
söylemiştim sana
herkes kadar ağlayamam
herkesten bir fazla
dize var aklımda her an
muhtekirdir hayat
aşklarım arasında dolanan
mutluluk hep kara borsa
bekliyorum hep uzayıp giden
yaşlı başlı kuyruklarda
yavrucuk bu sefer sen kazansan
yavrucuk tövbeler tövbesi ağlamam

Posted by admin | Filed in Edebiyat | Yorumlar Kapalı

 

Pazar, Şubat 17th, 2008

Karınca Duası

eflatunlara bulan da gel

ateş bahçelerine uzandım

yalnızlığını sıyıracağım

sıyrılacağım sana

bir

iki

üç

tik tak

tik tak

tik tak

dakikalar değil ama

geçmek nedir bilmiyor

neden bilmiyor zaman

daha ne kadar saklanacak

karın altına bahar

her

odasına

asılmış

yalnızlığımızın

saatler kollu bacaklı

üstün

esre

ötre

her zamanki gibi işte

bir türlü ayıramadığım harfleri

lâ havle ve lâ kuvvete

saatler asılı kollu bacaklı

kolları bacaklarına sanki sarılı

bir avuç karınca duası zaman

lâ havle ve lâ kuvvete

elleri vardı yalnızlığımın

demlediği çayı yudumladım

kanım karıncalandı

ellerimle kağıdı tutamadım

eli elime uzandı

lâ havle ve lâ kuvvete

kanım karıncalandı

eflatunlara bulan da gel

ateş bahçelerine uzandım

yalnızlığımı kovacağım

ellerine muhtacım

Posted by admin | Filed in Edebiyat | Yorumlar Kapalı