Pazar, AÄŸustos 22nd, 2010
Pazar, AÄŸustos 8th, 2010
Bir Gün Yolunu Çizerken
ÅžiÅŸleyivermiÅŸ martılar Åžehr-i Harabe’yi,
Sübhanallah tam boğazından.
Maytap geçiyorlar bütün minarelerle.
Düşüversem peşlerine,
Balık olsam sübhanallah.
Sabaha karşı Çengelköy’de
Karaya vursam,
Hikmetinden sual olunmazlara,
Sualler sorsa martılar.
Bir gün yolunu çizerken sen,
Ancak bu kadar kanardım,
Acımın aksütü gibi helal olsun sana,
Aldığın bir avuç hayat.
Ne garip ÅŸey,
Hep aynı hatırlayacağım Åžehr-i Harabe’yi.
Ne garip ÅŸey,
İncecik bir sızıyla uyanacaksın her sabah.
Salı, Temmuz 27th, 2010
Mübadele
Nasıl da tenimi kanata kanata seviyorsam gölgeni,
Öyle terkediyorum nefsimi.
Nefsime dahi tapmak istemiyorum.
Sadece sesine;
SessizliÄŸe gidiyorum.
Bakarsın bir gün,
İklim büyür,
İklim anlar;
Beni hürriyete uğurlar.
Hürsündür sen de o gün.
Hayal bu, ama sen yine de,
Affet beni onlarca kayıp yıl daha.
Hayal bu, ama anla,
Bir yere gidemiyorum, yokluğun tam ortasındayım.
YokluÄŸun, yokluÄŸum,
Büyük yoksulluğumuz;
Acı, şarap ve tütünle mübadele edilmiş yokluğumuz.
Salı, Şubat 2nd, 2010
Bu Gece
Hani bu gece
Bunca patırtı gürültüden sonra gelen
Yağmur değil de sen olsaydın;
Belki toprağa karışıp kaybolmazdım.
Sen ve ben,
Sen ve korkunç yanlızlığım.
Bembeyaz bir huzur içinde;
Terk etmek,
Gitmek,
Bırakıvermek.
Sen ve ben,
Sen ve büyük ağırlığım.
Zulamda taşıdığım kan ağrım,
Uykusuzluk nöbetlerim.
Hani yağmur değil de sen olsaydın,
Belki çoktan gitmiştim,
GitmiÅŸtim bu kentten.
Cuma, Ocak 15th, 2010
Åžehr-i Harabe
Yanıp sönen tanıdık metropol ışıkları gibi gülüşün,
Her gece gözümün önünde raksediyor tüm alımıyla.
Derken; irkiliyorum birdenbire;
Sanki, sigaranı sigaramla yakmışsın.
Oysa biz sıfırı tükettik,
Son buldu bilmezden gelme oyunu,
Ne biriktiriyorsak içimizde gizli gizli,
Kalacak öylece olduğu gibi.
Hani Michael ile sabaha kadar içmiştik,
Hiç anlatamadım sana,
St. Lambert Kilisesi üzerime yıkılacaktı,
Nordrhein-Westfalen sokaklarını,
Adını bağıra bağıra inlettiğim o gece;
Hiç kimse anlamadı.
Tek bir perdeye bile gücüm yetmedi.
Oysa istiyordum ki;
Yıkılsın apartmanlar,
Yıkılsın köprüler,
Yıkılsın hava limanları,
Yıkılsın tren garları;
Gidecek yerimiz olmasın,
Sadece küçük bir tekne kalsın.
Pupa yelken seviÅŸelim seninle.
Oysa biz sıfırı tükettik,
Artık ben,
Neden yazdığımı,
Neden döndüğümü,
Neden yaşadığımı,
Biliyorum.
Yanıp sönen tanıdık metropol ışıkları gibisin,
Her gece senindir diye tuttuğum her ışık gibi,
Eriyerek karışıyorsun o ışıltının arasına.
İki yakası bir araya gelmeyecek hiçbir zaman,
O ÅŸehr-i harabenin,
Ayırıyor sevenleri, bir ediyor sevilenleri.
Ne damlamışsa içimize gizli gizli,
Olması gerektiği gibi değil; olduğu gibi.
Cuma, Ocak 8th, 2010
Kızıma
Kızım,
Åžimdi ben 30′unda
Çok uzak dediğim her şey yanıbaşımda
Söyleseler inanmazdım
Bu kadar küçük elleri,
Bu kadar büyük sevebileceğimi.
Kızım,
Åžimdi ben 30′unda,
Düşünüyorum da;
Sen tam 30′una erdiÄŸinde
TerkedeceÄŸim seni.
Çok uzak dediğimiz her şey aslında
Hiç çıkmadı aramızdan.
Anlayacağın zaman,
Geriye dönmek için çok geç,
Devam etmek için zor,
Dediğin zamandır.
Yani tam 30′undadır.
Tek kanadını kaybetmiş,
Aceleyle topraÄŸa koÅŸan
Bir uçak olduğunda zaman;
Söyleseler inanmazsın:
Bu kadar sevdiÄŸin elleri,
Bu kadar çabuk terkedeceğin.
PerÅŸembe, AÄŸustos 6th, 2009
Illinois Duası
Illinois’de bir çocuk çığlığı,
Güler mi, ağlar mı bilinmez,
Yastığın hangi yakasına kaçsam duyuyorum.
Gece yaran iÅŸaret fiÅŸeÄŸi,
Belki zenci diÅŸli beyaz tenli,
Gözlerim hangi günaha uzansa görüyorum.
Kırmızı çizgili bir gün batımı verseler,
Gözlerimi ışığına bağışlasam
Hiç uyumamış gibi uyansam.
Görmesem,
Duymasam bir daha,
Bir daha asla.
Çarşamba, Temmuz 15th, 2009
Gelme; kal.
Gelme; kal.
Kal geceyarısı uyanmalarında.
Ne ben,
Ne sen,
Ne de piç gibi
Tam ortasında uyandığımız bu rüya
Bıraktığımız kadar masum.
Masum deÄŸiliz.
Åžimdi ben,
Sevdiklerime yakın, hayallerime uzağım.
DeÄŸiÅŸen bir ÅŸey yok,
Sen hep öyle uzakta,
Ben hep uzaklığına en yakın noktada.
Hani bir adım atsan
yahut
Bir gece yarısı
Patavatsız bir telefon çığlığıyla
Seni bana
Beni sana getirseler
Ben yine de
Hani şu ağzına sıçtığımız gökyüzü var ya,
İşte ona doğru yükselmek
ve
CiÄŸerlerime alabildiÄŸince azotlu oksijen doldurup,
Çığlık çığlığa tüm tarihin
Anasına avradına
Küfretmek istiyorum.
İş bu yüzden,
Gelme; kal.
Kal geceyarısı uyanmalarında.
Çarşamba, Mart 11th, 2009
KesiÅŸme
Doğru söylüyorlar mıdır gerçekten seninkiler Hülya?
Hani bir daha gelivermek falan dünyaya?
Bakarsın bir sabah, Haliç kıyılarında
GelmiÅŸiz yeniden,
Öyle kaldığımız yerden,
Ortasından falan değil ha,
Görmemişler gibi hayata anadan üryan,
Aç kalanlar gibi ekmeğe anadan üryan,
Piç kalanlar gibi seviye anadan üryan,
Başlamışız en başından bu uzun çizginin.
Ben “Yalı Çapkını”nı kalemsiz kitapsız yazan,
Sen hiç duyulmamış sesinle okuyan.
Sonra bir nefeste tüm gökyüzünü içine çeken ben.
Sonra gıcık tutmuş gibi samanyolunu püsküren sen.
Haliç kıyısında bir sen bir ben,
Eski takalar gibi sallana sallana konuÅŸan.
Hani oluverir ya gelirsek bir daha falan.
Bilirim, ben yine sevilmeyi,
Sen yine yaşamayı beceremezsin.
Yine martıların durmadan ağladığını düşünürüm,
Haliç’in tam ortasında bir parça simit,
Başına akbabalar gibi üşüşen martılar,
Ya senin ya da benim son lokmam.
Paylaşamayız dokunduklarımızı,
Ayrı simitleri geveler dururuz ağzımızda.
Benzese de tüm yaşayacaklarımız,
Aslında bir simit kadar sade,
Ta ki bir denize dökülünceye kadar.
Güzel şeyler yeniden gelmek falan,
Gece yarısı yanıbaşımda uçuşan.
Cumartesi, Åžubat 21st, 2009
Fırtınam
Davran bre fırtınam
Yıkılsın tüm direkleri gemilerin
Kalmasın gidecek tek liman
Sabır taşları gibi, ar taşları gibi
Çatlasın tam ortasından dalgaları, dağları
Bu arsızlık deryasının.
Davran bre fırtınam
Kalmasın gözümde tek ışık haresi
Ufukta şafak söküyor, yetişeceğim ha
Keşfedilmemiş Asya parçaları gibi
Kalsın, bilinmediğinden bile habersiz
Bu özgürlük çığırtkanları.
Davran bre fırtınam
Silinsin elimden, silinsin gözümden
Ahını gecelere kazıdığım
Rengarenk neon ışıkları gibi gözlerin.
Neyim varsa al
Senindir,
Sesindir.